Assisili Aziz Fransua’nın Kilise’nin azizleri arasında en sevileni olduğunu söylemek belki de abartı olmaz. Kişiliğinin yanı sıra yaşamı, ruhsal ve insani mirası 800 yıldır durmaksızın kutlanmaktadır. Ruhsallık, sanat, felsefe ve insani varoluşunun diğer birçok alanı Assisili Aziz Fransua’ya atıfta bulunmakta, günümüzün zaman ve koşullarında ilham bulmak için onun peygamberlik gücünü kavramaya çalışmaktadır.
Onun kişiliğini seviyoruz ve onun varlığı bize olağanüstü güzel bir şiir gibi görünüyor. Ancak onun azizliği zor, talepkar, radikalliği içinde dramatik, yaşamının çalkantısı içinde taklit edilmesi zordur. Bu nedenle Aziz Fransua’nın kişiliği karşısında aynı anda hem hayranlık hem de korku duyarız. Bu nedenle onu nasıl daha iyi tanıyacağımız ve ona nasıl yaklaşacağımız konusunda haklı bir endişe ortaya çıkar. Hiç kuşkusuz, az ya da çok otoriter biyografiler onu tanımamızı sağlıyor. Türkçe kaynak açısından da bunlar eksik değildirler.
Ancak Aziz Fransua’yı daha iyi anlamak için onun ruhsallığını ve hayat çağrısını ortaya koyan yazılarına yönelmek doğru ve yerinde olacaktır. Fransua kendini masa başında sistematik bir edebi yazı türetme çalışmasına adayan bir yazar değildir. Yazıları ve dil üslubu, Allah’a ve insana duyduğu taşkın sevgiyi ifade eder. Bu yazılar onun dua eden yüreğininderinliğini ve Allah’ın hükümranlığına olan tutkusunu yeniden keşfetmemizi, dua ve azizlikarzusunda ona katılmamızı sağlarlar.
Tarihsel bağlamı içinde ele alındığında, Fransua çok şey yazıyor. Onüçüncü yüzyılda kendini yazılı olarak ifade etmek oldukça nadirdi. Kendisi bunu yaklaşık elli kez yapıyor. Bunlar çoğunlukla dualar, kişisel mektuplar, şiirsel meditasyonlar ya da normatif öğütler ve yaşam kuralları gibi kısa metinlerdir. Hepsi yaklaşık 20 yıllık bir dönemi kapsamaktadır. Üslupların ve temaların çeşitliliği Azizimizin yaşamı hakkında genel bir fikir edinmemizi sağlar. Bunları okurken, endişeler, karşılaştığı insanlar ve varoluşunu kat eden ana konularla onun evrenine gireriz. Yazılarının bir miras, Allah’ın onun yaşamındaki eserini anma ve artık bireysel değil çoğulcu olan bir yolun izini sürme amacı taşıdığı açıktır. Yazıları onun deneyimlerini sabit kılar ve zaman içinde günümüze kadar bize aktarırlar. Fransua’nın yaşamından ve mesajından bu kadar güçlü bir şekilde ortaya çıkan olgu, özellikle Beden Alma yoluyla Allah’ın bize olan sevgisini deneyimlememiz için kendisini çok yakın kılan Mesih’in yakınlığıdır. Assisili Fransua’nın yazılarının nedeni budur.
Onun yanında, Fransua ile tanıştıktan sonra kendini Allah’a adayan ve Fransua’nın ilhamıyla kurduğu manastırda 40 yıldan fazla bir süre münzevi hayat yaşayan asil bir kadın olan Klara adında, Allah’ın büyüyen bir başka küçük bitkisi vardır. Burada, Fransua’nınkilerle birlikte sunulan yazıları aracılığıyla Fransisken ruhsallığının kadınsı yüzünü keşfediyoruz. Klara kendini şiirsel bir dille ifade eder ve asil yetiştirilme tarzının parlamasına izin verir. Bunu mektuplar, dualar ve kız kardeşleri için yazdığı kurallar aracılığıyla yapar. Bunları okurken, her iyilik, tüm iyilik olan Allah’ın temaşasına yöneliriz. Onun yaşamına ve bizim yaşamlarımıza anlam veren Allah’tır. O’na dua ederek, bir aynada olduğu gibi, Gökteki Babamızın oğulları ve kızları olarak gerçek saygınlığımızda kendimizi keşfederiz.
Aziz Fransua ve Azize Klara’nın yazılarından oluşan ve ilk kez Türkçe olarak sunulan bu derleme, onları daha yakından tanımamıza ve barışa, kardeşliğe ve gerçek sevince susamış dünyamız için bir ilham kaynağı bulmamıza olanak sağlıyor. Fransua ve onunla birlikte Klara, imanın lütfu ve içlerindeki Kutsal Ruh’un gücü sayesinde, İsa’yı izleyerek bize En Yüce Olan’ın çocukları olmanın güzelliğini gösteren büyük öğretmenlerdir. Bu yayını mümkün kılanlara teşekkürlerimizle birlikte, okuyucunun metinler aracılığıyla Allah’ın kalbine, gerçek mutluluğun kaynağına ve kesinliğine yakınlaştırılabileceğini umuyoruz.
üP. Adrian Baciu