O zamanlar hâlâ Rus İmparatorluğu’nun parçası olan Polonya’da 1894’te dünyaya gelen Raymund Kolbe, Alman bir baba ile Polonyalı bir annenin oğluydu. Gençliğinde hem keskin zekası hem de derin dindarlığıyla tanınırdı. Ayrıca dinî bir kariyer seçecek gibi görünüyordu. Özellikle Kutsal Bakire Meryem Ana’ya beslediği yürekten sevgi, bu eğilimi belli ediyordu. Bütün bunlar, Tanrı’ya olan bağlılığını ve Tanrı’ya hizmet etme kararını şekillendirdi.
Yetişkinliğinde Kolbe şöyle yazmıştı:
“O gece, Allah’ın Annesi’ne, bir İman Çocuğu olarak benim ne olacağımı sordum. Sonra elinde biri beyaz, diğeri kırmızı iki taç tutarak bana geldi. Bana bu taçlardan herhangi birini kabul edip etmeyeceğimi sordu. Beyaz olan, saflıkta sebat etmem; kırmızı olan ise şehit olmam anlamına geliyordu. Ben de ikisini birden kabul edeceğimi söyledim.” Ve iki olay da hayatında gerçekleşti.

13 yaşında Kolbe, bir Fransisken ruhban okuluna kaydoldu. 1910’da çaylak olarak kabul edildi ve “Maksimilian” adını aldı. 1914’te ebedî yeminlerini etti ve Roma’ya taşındı. Burada Papalık Gregoryen Üniversitesi’nden felsefe doktorası, daha sonra Aziz Bonaventura Üniversitesi’nden teoloji doktorası aldı. Hâlâ öğrenciyken ilk tüberküloz krizini geçirdi. Bu hastalık kalan ömrü boyunca sağlığını olumsuz etkiledi.
1917’de Roma’da Kiliseye ve Papa’ya gösterilen saygısızlığa öfkelenen Kolbe, özellikle Masonlara karşı çalışmak amacıyla “Militia Immaculatae” (Lekesiz Olanın Ordusu) adlı örgütü kurdu. Bu hareket, günümüzde hâlâ dünya çapında varlığını sürdürür ve Meryem Ana’ya bağlılığı hem kişisel dönüşüm hem de toplumu rûhen yenileme yolu olarak teşvik eder. Kurum, yedi yaşından büyük tüm Katoliklere açıktır. Üyeler, iyiliğin kötülüğe karşı ruhsal zaferi için özveriyle duada kalır, ayrıca Mesih’i ve Katolik inancını tanıtmak için havarisel girişimlerde bulunurlar.
Kolbe 1918’de rahip olarak atandı. Eğitimini tamamladıktan sonra artık bağımsız olan Polonya’ya döndü. Enerjisini her zaman Kiliseyi desteklemeye ve müjdeyi yaymaya adadı. Polonya’yı dolaşarak Kutsal Meryem’i tanıttı. Mesih’in sözlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak için “Lekesiz Olan’ın Şövalyesi” (Knight of the Immaculate) adlı aylık bir dergi çıkardı. Ayrıca 1927’de Varşova yakınlarında bir dinî yayın evi ve Konventual Fransisken manastırı kurdu.

1930’da Japonya’ya giden Kolbe, Nagazaki’de bir manastır kurdu. Bu manastır, şehirdeki atom bombası patlamasında ayakta kaldı. 1936’da sağlığının bozulması üzerine Polonya’ya döndü. Niepokalanow’daki bir manastıra yerleşti. Bu manastır o zamanlar bünyesinde 650 frer barındırıyordu.
1939’da Polonya Nazi işgali altına girdiğinde Kolbe iki kez tutuklandı. 1941’de ikinci tutuklanışında Auschwitz çalışma kampına gönderildi. Gardiyanlar tarafından kötü muamele gördü ve ağır işler yapmak zorunda bırakıldı. Temmuz ayında, bir firar girişimi şüphesi üzerine, rastgele on mahkum aç bırakılarak öldürülmek üzere yer altı hücresine gönderildi. Bu mahkumlardan biri olan Franciszek Gajowniczek’in hâlâ bir eşi ve ailesi olduğunu öğrenen Kolbe, onun yerine gitmeye gönüllü oldu. Kolbe ölünceye kadar diğer mahkumlarla birlikte her gün dua etti. Sonunda hayatta kalan birkaç kişinin ölümünü hızlandırmak için gardiyanlar onlara zehirli iğne yaptılar. Kolbe, ölümünü sükunet ve büyük bir cesaretle karşıladı.

Maksimilian Kolbe, 1971’de Papa VI. Pavlus tarafından “İman İtirafçısı” olarak mübarek ilan edildi. Papa II. Yuhanna Pavlus ise 1982’de onu aziz ilan ederek hem iman itirafçısı hem de “hayırseverlik şehidi” ilan etti. Kolbe; mahkumların, uyuşturucu bağımlılarının ve kürtaj karşıtı hareketin koruyucu azizidir.
Maksimilian Kolbe hakkında “Kalbin Zaferi” (Triumph of the Heart) adlı, Auschwitz’teki son günlerini konu alan yeni bir film vizyona girecektir.
Kaynakça:
https://catholicstand.com/saint-maximilian-kolbe/