Lübnanlı Episkopos, dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanları Manevi, Siyasi ve Mali yardıma çağırdı.
Lübnan, Beyrut’ta meydana gelen, 158 ölü ile binlerce yaralıya sebep olan büyük patlamadan günler sonra, şehrin Fransisken Düzeni Konventual Rahipleri ve gençler, molozları temizlemek için çalışmalarını sürdürmektedirler.
Beyrut’un Sin-El-Fil ilçesindeki Padovalı Aziz Antuan Kilisesi’ne bağlı Kız ve Erkek İzciler, 4 Ağustos Salı günkü patlamaya yanıt vererek kendilerini kurtarma işine adadılar. Kürekler, süpürgeler, kovalar ve iş eldivenleriyle donanmış 50’den fazla genç, Beyrut Limanı’nda güvensiz bir şekilde depolanan 2.750 ton amonyum nitratın neden olduğu iddia edilen patlamayla yıkılan evleri, okulları ve dükkânları temizlemek için diğer binlerce gönüllüye dâhil oldular.
Aziz Antuan Kilisesi’nin kırık camlarını -patlamadan neredeyse iki kilometre uzaktadır- süpürüp güvenceye aldıktan sonra, Aziz Antuan Kilisesi Rahipleri başkalarına ulaşmak için gençlerle birlikte tüm güçlerini birleştirdiler.
Gençlerle çalışan rahiplerden biri, “Mar Mikhael Mahallesi’nde, yaşlı bir çiftin dördüncü kattaki dairesine çıkarken merdivenlerde kurumuş kan gölcükleriyle karşılaştıklarını” anlattı. “Kocası, yaralı karısını evinden çıkaramamıştı ve şehrin diğer ucundan arkadaşlarının gelmesini beklemek zorunda kalmıştı.” Çiftin yatak odası, dolap kapılarının menteşelerinden sökülüp yatağa fırlatılmasıyla, ezilmiş pencere çerçeveleri ve cam kırıklarıyla karmakarışık bir haldeydi. Kan lekeleri dairenin duvarlarına ve zeminine sıçramıştı.
Bir izci lideri olan Lea Sayegh, “Kurumuş kanı temizlemek için zaman ayırmamız konusunda ısrar ettim,” dedi ve“Şu anda hastaneye kaldırılan yaşlı kadının olası dönüşünü düşündüğünü” söyledi. “Böyle bir patlamadan sonra, uzun süre hastanede kaldıktan sonra eve döndüğünde, merdivenlerde ve duvarlarda kendi kanını görürse, tüm o korkunç anıları geri getirebilirdi.”
Korkunç bir durumda olmasına rağmen bu ev aslında genel yapısı itibariyle hala sağlamdı; izcilerin ve rahiplerin yardım çalışmalarındaki diğer birçok binadan daha iyiydi. Hasar, patlamanın merkezine dokuz kilometre kadar uzaklıkta meydana geldi ve yaklaşık 300.000 kişiyi evsiz bıraktı.
Beyrut’un yoksulluk çeken Karantina adlı semtinde, patlamanın meydana geldiği liman yakınında durum korkunçtu. Patlama, en yakın binaların dış cephesini söküp atmış ve daha uzaktaki binaların ise iç duvarlarının çökmesine neden olmuştu. Mahallenin yoksul semt sakinlerinin çoğu hâlâ daha az hasar alan evlerde yaşıyordu. Enkazın kaldırılmasına ve temizlenmesine yardımcı olmaları için izcileri içeri davet ettiler.
Yıkımın dehşetine rağmen, izcilerin ruh hali umut dolu ve hatta bazen neşe vericiydi.
Grup lideri, “[Patlamadan sonraki] ilk gün dışarı çıkıp temizlik yapamadık ve kendimizi işe yaramaz, hatta bunalımda hissettik, çünkü izciler olarak ‘pratik’ olmaya ve herkese yardım etmeye alışkınız,” dedi. Karen Nasr. “Ama sokakta gönüllü olarak çalışırken bir değişiklik yaptığınızı hissediyorsunuz ve ne kadar genç olduğunuz önemli değil, bir evi temizlerken veya birine teselli verirken kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Herkesle dayanışma içinde olduğunuzu hissediyorsunuz ve kendinizi daha fazla şey yapmaya, daha fazlasını vermeye zorluyorsunuz.”
Ancak bu gönüllüler, başkalarına yardım etme motivasyonlarının bir kısmının kendi kayıplarıyla baş etmek olduğunu da paylaştılar. Çalıştıkları otel patlamada yerle bir olunca, Nasr ve Sayegh patlamada işlerini kaybetti. Nasr o gün işte değildi, ama patlama binayı yıktığında Sayegh otel lobisinde oradaydı. Nasr, grubun yardım çalışmalarına katılan izcilerin yarısından fazlasının evlerinin patlamadan zarar gördüğünü anlattı.
Nasr, ülkesinin tarihsel olarak yaşadığı acıların düzeyini düşünerek, “Çoğumuz muhtemelen şok yaşıyoruz,” yorumunu yaptı. “Anne ve babamın nesli savaşa, terörizme ve patlamalara alışkın, ama biz gençler değiliz. Dolayısıyla, bu tür bir yardım çalışması şokla başa çıkmamıza, üstesinden gelmemize yardımcı oluyor.”
Son olarak, gönüllüler bulunması konusunda izciler bir aciliyet dile getirdiler, çünkü hükümet tarafından çok az yardım teklif edildiğini söylediler, patlamadan sonra minimum atık giderme sağlamak için bile yavaş hareket edildiğini belirttiler.
Yolsuzluk ve hükümet ablukası, 2019’da başlayan bir ekonomik krize ve halk protestolarına yol açmıştı.
Beyrut’un Havarisel Vekili Episkopos Cesar Essayan, Fransisken Konventual Rahipleriyle yaptığı röportajda, “Şimdi bu patlama hükümetin yolsuzluğunu daha da ortaya çıkardı” yorumunu yaptı. “Ya bu kadar çok amonyum nitratın altı yıl boyunca uygunsuz koşullarda bırakılmasına izin veren korkunç hükümet ihmali ya da belki Hizbullah’ın bir silah tedarikiydi, bunu bilmiyoruz.”
2016’daki Episkoposluk kutsamasından önce Orta Doğu’daki Fransisken Konventual Rahipleri’nin eski bölgesel Gözetmeni olan Essayan’a göre, “Doğrudan nedenle bağlı olarak her ne olursa olsun patlama, Lübnan’da var olan yolsuzluk düzeyini gösteriyor. Bu yozlaşma, hem bireysel politikacılar ve her siyasi partinin kamu yararına ilgisinin olmadığı, aksine onları kontrol eden dış güçler tarafından yönetildiğini açıklıyor.”
Beyrut Episkoposu, dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanlardan üç düzeyde yardım istiyor: mali, politik ve manevi.
Essayan, acı çeken halkın acil ihtiyaçlarını ele alarak, “Ülkenin ayağa kalkması için mali desteğe ihtiyacı var, ancak bu fonların hükümet aracılığıyla gelmesine gerek yok,” dedi. “STK’lara, Caritas’a, Kızıl Haç’a ve kiliselere verilmelidir.” dedi.
İkinci olarak, Lübnan krizinin siyasi boyutunu gündeme getirdi ve “İnsanların, son 40 yıldır iktidardaki aynı yozlaşmış politikacılar olan mevcut Lübnan hâkimiyet sınıfının istifasını zorlamaya ihtiyacımız var.” şeklinde konuştu.
Son olarak, Essayan, tüm dünyadaki Hristiyanların Lübnan halkı için dua etmelerini istedi.
“Yüreğin gerçek anlamda dönüşümü ancak dua sayesinde olabilir,” diyen Essayan, kökenleri kölelik zihniyetine dayanan kendi ulusunun içinde bulunduğu krizinin bir analizini betimliyor: “40 yıldır, mafya işlevi gören, oy karşılığında bize ekmek veya koruma sunan siyasi partilerin kölesiyiz.”
Essayan, düşüncelerini geleceğe yönelterek, şöyle ekliyor: “40 yıldır ‘köle’ olan bir kişinin kölelikten kopması kolay değildir. Hükümet istifa ettiğinde, kat etmemiz gereken bir çölümüz olacak ve Mısır’a [eski partizan siyasetine] geri dönme ayartması başgösterecek.
Lütfen bu kölelik zihniyetini geride bırakıp vaat edilen topraklara gitmemiz için dua edin.”
Kardeș Andrew Jeylan HOCHSTEDLER
[FAG id=2647]