Cadılar Bayramı… Yılın, havanın serinlediği, günlerin kısaldığı zamanıdır. Birçok Hristiyan Cadılar Bayramı’nı kutlamayı reddeder. Bazıları bayramın pagan kökenlerinden; bazıları karanlık, hortlakvari imgelerinden; kimileri de çocuklarının güvenliğinden endişe duyar. Ancak diğer Hristiyanlar, ister okul etkinliklerine, ister mahallede kapı kapı dolaşılan “Şeker mi, Şaka mı?” (trick-or-treating) etkinliğine, isterse de kiliselerindeki bir Cadılar Bayramı alternatifine katılarak bu şenliklerde yer almayı seçerler.
Soru şudur: Hristiyanlar Cadılar Bayramı’na nasıl karşılık vermelidir? Ebeveynlerin, çocuklarının “Şeker mi, Şaka mı?” yapmasına izin vermesi sorumsuzca mıdır? Peki bu mevsimde herhangi bir kutlamayı reddeden Hristiyanlar aşırı tepki mi gösteriyorlar?

Cadılar Bayramı’nın Pagan Kökeni
“Cadılar Bayramı” (Halloween) adı, ilk Hristiyan Kilisesi’nin, iman şehitlerinin hürmetle anılması için seçilmiş bir gün olan Tüm Azizler Günü (All Saints Day) kutlamasından gelir. Arife akşamı (All Hallows Eve), anma zamanını başlatırdı. “All Hallows Eve” sonunda “Hallow-e’en,” ve bu da “Halloween” olarak kısaldı.
Hristiyanlık Avrupa’da yayılırken, yerli pagan kültürlerle çatıştı ve yerleşik geleneklerle yüz yüze geldi. Avrupa ve Britanya’nın Kelt halkı, ana kutlamaları mevsimlerle belirlenen pagan Druidlerdi. Kuzey Avrupa’da yıl sonunda, insanlar mahsulleri hasat ederek ve kışı geçiremeyecek hayvanları keserek kışın hayatta kalabilmek için hazırlık yaparlardı. Kış karanlığının (kısa günler ve uzun geceler), nadasa bırakılmış toprak ve ölümü getirmesiyle yaşam yavaşlardı. İskeletler, kafatasları ve siyah renkle sembolize edilen ölüm imajı, günümüz Cadılar Bayramı kutlamalarında da öne çıkmaya devam etmektedir.
Pagan Samhain (okunuşu: ‘sow-en’) festivali; son hasadı, ölümü ve kışın başlangıcını üç gün boyunca -31 Ekim’den 2 Kasım’a kadar- kutlardı. Keltler, Samhain sırasında, yaşayanlar ile ölüler arasındaki perdenin kalktığına ve ölenlerin ruhlarının yaşayanlar arasında dolaşmasına izin verildiğine inanırlardı; böylece hayaletler yeryüzünü sarmaktaydı. Bazıları falcılık ve ölülerle iletişim gibi okült uygulamalara girişerek bu hayaletli mevsimi benimsedi. Gelecek yılın hava durumu, mahsul beklentileri ve hatta romantik beklentiler hakkında “ilahi” ruhlara (cinlere/kötü ruhlara) ve atalarının ruhlarına danışırlardı. Diğerleri için ise ölüme, okültizme, falcılığa ve yaşayanlara musallat olmak için geri dönen ruhlar düşüncesine odaklanma, cahilce batıl inançları ve korkuları körükledi. Ruhların, kendilerine uygun bir uğurlama (ikramlar: mal, mülk, yiyecek ve içecek) alana kadar dünyaya bağlı kaldıklarına inanırlardı. Yeterince “ikram edilmeyen” (treated) ruhlar, kendilerini ihmal edenlere “Şaka” (trick) yapacaktı. Eğer o ruh doğal yaşamı sırasında gücendirilmişse, musallat olma ihtimali daha da katlanırdı. “Şaka” yapmaya niyetli ruhların grotesk görünümler aldığına inanılırdı. Bazı gelenekler, bir ruha benzemek için kostüm giymenin, dolaşan ruhları kandıracağına inanılan şekilde gelişti. Diğerleri ise bir su kabağına veya kök sebzeye (İskoçlar şalgam kullanırdı) grotesk bir yüz oyup içine bir mum koyarak (jack-o’-lantern – oyma kabak feneri), ruhların savuşturulabileceğine inanıyordu.
O karanlık, batıl inançlı, pagan dünyaya Tanrı merhametle Müjde’nin ışığını gönderdi. Yeni iman etmiş Hristiyanlar, kendilerini hakikatle donattılar ve artık dünyaya geri dönen ayrılmış ruhların musallat olmasından korkmuyorlardı. Tesniye (Yasanın Tekrarı) 18 uyarınca eski pagan ruhçuluklarını reddettiler:
“Aranızda falcı, büyücü, muskacı, medyum, ruh çağıran ya da ölülere danışan kimse bulunmasın. Çünkü Rab, bunları yapanlardan iğrenir.” (Tesniye 18:10-13’ten uyarlanmıştır).
Bununla birlikte, Hristiyanlığa dönenler, aile ve kültürel etkiye karşı koymakta zorlandılar; özellikle Samhain olmak üzere pagan festivallere yeniden katılmaya teşvik edildiler. Papa IV. Gregorius, bu pagan meydan okumaya tepki olarak, dokuzuncu yüzyılda Tüm Azizler Günü kutlamasının tarihini Samhain’in tam ortasına, 1 Kasım’a sabitledi. Yüzyıllar geçtikçe, Samhain ve Tüm Azizler Arifesi birbirine karıştı.
İnsanlar, pagan ataların ruhları sandıklarının aslında cinler (kötü ruhlar) olduğunu ve falcıların büyücülük ve ölü çağırma (nekromansi) yaptığını anlamaya başladılar. Öte yandan, festival zamanı cümbüş için daha büyük bir fırsat sağlıyordu. “Şeker mi, Şaka mı?”, yiyecek ve içecek toplamak için ev ev dolaşan genç serseri gruplarının bir zamanı haline geldi. Cimri ev sahipleri, sarhoş gençlerden mülklerine bir “şaka” yapılma riskiyle karşılaşıyordu.
Cadılar Bayramı, on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Britanya Adaları’ndan işçi sınıflarının göçüne kadar Amerika’da bir bayram haline gelmedi. İlk göçmenler batıl geleneklere inanmış olsalar da, bayramın yaramaz yönleri Amerikalı gençleri cezbetti. Genç nesiller, pagan kökenlerine atıfta bulunmaksızın birçok adeti ödünç aldı veya uyarladı. Hollywood; cinler, canavarlar, vampirler, kurt adamlar, mumyalar ve psikopatlar gibi geniş bir kurgusal karakter yelpazesi ekleyerek bu “eğlenceyi” artırdı. Bütün bunlar, Amerikan zihniyetini iyileştirmiyor, ancak birilerine kesinlikle çok para kazandırıyor.

Günümüzde Hristiyanların Tepkisi
Cadılar Bayramı günümüzde Amerika’ya ait neredeyse tamamen seküler bir bayramdır, ancak kutlayanların çoğunun onun dini kökenleri veya pagan mirası hakkında hiçbir fikri yoktur. Bu, Cadılar Bayramı’nın daha “olumlu” hale geldiği anlamına gelmez. Çocuklar eğlenceli kostümler giyer, mahallede şeker arar ve birbirlerine korkunç hayalet hikayeleri anlatırlar; ancak yetişkinler genellikle sarhoşluk ve sefahat gibi utanç verici eylemlere girişirler. Peki, Hristiyanlar nasıl tepki vermelidir?
Öncelikle Hristiyanlar, batıl inançlı paganlar gibi karşılık vermemelidirler. Paganlar batıl inançlıdır; Hristiyanlar ise Tanrı’nın Sözü’nün hakikatiyle aydınlanmışlardır. Kötü ruhlar, Cadılar Bayramı’nda yılın diğer herhangi bir gününden daha aktif veya uğursuz değillerdir; aslında, “kükreyen aslan gibi dolaşıp yutacak birini arayan” (1. Petrus 5:8) Şeytan için her gün uygundur. Ancak “Sizde olan, dünyadakinden üstündür.” (1. Yuhanna 4:4). Tanrı, Mesih’in çarmıhı aracılığıyla “yönetimleri ve hükümranlıkları silahsızlandırdı” ve “onları herkesin önünde açıkça sergileyerek Mesih aracılığıyla onlara karşı zafer kazandı” (Koloseliler 2:15).
İkinci olarak Hristiyanlar,ihtiyatlı bir bilgelikle karşılık vermelidirler. Bazı insanlar satanistlerin veya pagan cadıların faaliyetlerinden korkar, ancak satanizmle ilişkili suç olaylarının sayısı çok düşüktür. Cadılar Bayramı’ndaki asıl tehdit, günahkâr davranışlara eşlik eden sosyal sorunlardan gelir: sarhoş araba kullanma, şakacılar, vandallar ve gözetimsiz çocuklar. Yılın diğer günlerinde olduğu gibi, Hristiyanlar mallarının hikmetli vekilleri ve ailelerinin koruyucuları olarak ihtiyatlı davranmalıdırlar.
Üçüncü olarak Hristiyanlar, Müjde merhametiyle karşılık vermelidirler. İman etmeyen, Mesih’i reddeden dünya; sürekli ölüm korkusu içinde yaşar. Bu sadece ölüm deneyimi değil, aynı zamanda Kutsal Kitap’ın “yargılama ve Tanrı’nın düşmanlarını tüketecek olan ateşin dehşetli bekleyişi” (İbraniler 10:27) olarak adlandırdığı şeydir. Cadılar, hayaletler ve kötü ruhlar dehşet verici değillerdir. Affedilmemiş günahkâr üzerine salınan Tanrı’nın gazabı… İşte asıl dehşet verici olan budur. Tanrı herkese Kendi hakikatine karşılık veren bir vicdan vermiştir (Romalılar 2:14-16) ve vicdan, Hristiyanın müjdeleme girişiminde müttefikidir. Hristiyanlar; Tanrı, Kutsal Kitap, günah, Mesih, gelecekteki yargı ve tövbe eden günahkâr için İsa Mesih’te sonsuz yaşam umudu hakkındaki Kutsal Kitap gerçeğiyle, arkadaş ve ailelerinin vicdanını bilgilendirmeye zaman ayırmalıdır.
Hristiyanların Cadılar Bayramı müjdelemesine katılımı için birkaç farklı yol vardır.
Bazıları “Katılmama İlkesi”ni benimseyecektir. Hristiyan ebeveynler olarak, çocuklarının ruhsal olarak taviz veren faaliyetlere -hayalet hikayeleri dinlemeye ve cadı resimleri boyamaya- katılmasını istemezler. Çocuklarının “Şeker mi, Şaka mı?” için kostüm giymesini, hatta Cadılar Bayramı’nı anımsatan hiçbir şeye katılmasını bile istemezler.
Hristiyanlara açık olan bir diğer seçenek de: Cadılar Bayramı’na sınırlı, taviz vermeyen katılımdır. Şeker, kostüm veya mahallede “Şeker mi, Şaka mı?” yapmanın doğasında kötü olan bir şey yoktur. Kostümler masum olduğu ve davranışlar Mesih’i onurlandırdığı sürece, bu etkinlik Müjde’nin gayelerine hizmet etmek için kullanılabilir.
Nihayetinde, Hristiyanın Cadılar Bayramı’na katılımı, Tanrı’nın huzurunda bir vicdan meselesidir.
Seçtiğiniz Cadılar Bayramı katılım düzeyi ne olursa olsun, kendinizi dünyadan ayrı tutarak ve helak olmakta olanlara merhamet göstererek Tanrı’yı yüceltmelisiniz.

Kaynaklar: Sould Christians celebrate Halloween ?